top of page
ciragan-sarayi-kempinski-istanbul-01_1481288833_-1x-1_false_false.jpg

Çırağan Sarayı’nda Tercih Edilen Yapısal Sağlık İzleme Sistemi

Kapsamlı FEM Modeli Neden Gereklidir?

  • Yazarın fotoğrafı: Emre YILDIRIM
    Emre YILDIRIM
  • 27 Oca
  • 2 dakikada okunur

Yapısal Hasar Tespitinde Model Güncelleme ve Veri Tabanlı Yaklaşımlar


Yapı sağlığı izleme ve hasar tespiti çalışmalarında, sayısal modeller ile gerçek yapı davranışı arasındaki uyum kritik bir rol oynar. Özellikle deprem, rüzgâr veya işletme yükleri altında ölçülen dinamik tepkilerin doğru yorumlanabilmesi için kullanılan sonlu elemanlar modelinin (Finite Element Model – FEM) yeterli ayrıntı düzeyine sahip olması gerekir. Bu bağlamda “kapsamlı FEM modeli”, yalnızca geometrik temsili değil; malzeme özellikleri, sınır koşulları, kütle ve rijitlik dağılımları ile sönüm karakteristiklerini de gerçek yapıya yakın biçimde temsil eden bir model yaklaşımını ifade eder.


Basitleştirilmiş FEM modelleri, ilk tasarım aşamalarında veya kaba performans değerlendirmelerinde yeterli olabilir. Ancak yapısal hasar tespiti ve durum değerlendirmesi söz konusu olduğunda, bu tür modeller genellikle ölçülen verilerle uyumsuzluk gösterir. Özellikle küçük ölçekli hasarlar, rijitlik kayıpları veya lokal bozulmalar, düşük çözünürlüklü modeller tarafından ayırt edilemez. Bu nedenle kapsamlı bir FEM modeli, hasarın yerini ve şiddetini güvenilir biçimde belirleyebilmenin ön koşulu haline gelir.


Güncel akademik çalışmalar, hasar tespitinde doğrudan FEM çıktılarının kullanılmasının yüksek hesaplama maliyetleri nedeniyle pratikte zorlayıcı olduğunu göstermektedir. Bu durum özellikle büyük ölçekli yapılar ve çok sayıda belirsiz parametre içeren modeller için geçerlidir. Bu noktada FEM model güncelleme (model updating) yaklaşımı devreye girer. Model güncelleme, sayısal modelin belirli parametrelerinin, ölçülen dinamik tepkilere dayanarak sistematik biçimde ayarlanmasını hedefler. Amaç, güncellenmiş FEM modelinin gerçek yapının davranışını en iyi şekilde temsil etmesidir.





Ancak model güncelleme süreci, çok sayıda iterasyon gerektirdiğinden hesaplama açısından son derece maliyetlidir. Bu nedenle literatürde, FEM tabanlı model güncelleme çalışmalarında “vekil modeller” (surrogate models) yaygın olarak kullanılmaktadır. Kriging tabanlı yaklaşımlar bu bağlamda öne çıkmaktadır. Kriging modelleri, FEM çıktıları ile güncelleme parametreleri arasındaki ilişkiyi istatistiksel bir yüzey olarak temsil eder ve böylece her iterasyonda tam FEM çözümü yapılmasına gerek kalmadan optimizasyon sürecinin yürütülmesini sağlar.


Kapsamlı FEM modelinin önemi, burada bir kez daha ortaya çıkar. Vekil model ne kadar gelişmiş olursa olsun, temel aldığı FEM modelinin fiziksel gerçekliği yetersizse elde edilen sonuçlar güvenilir olmayacaktır. Özellikle frekans tepki fonksiyonları (FRF), doğal frekanslar ve mod şekilleri gibi dinamik göstergeler, modelin rijitlik ve kütle dağılımına son derece duyarlıdır. Bu nedenle, kapsamlı FEM modeli; vekil modelin doğruluğu, model güncellemenin kararlılığı ve hasar tespitinin güvenilirliği açısından belirleyici bir rol oynar.


Kapsamlı FEM modelleri ayrıca, ölçüm gürültüsü ve belirsizliklerin etkisini azaltmada da avantaj sağlar. Gerçek yapılardan elde edilen sensör verileri her zaman belirli bir gürültü ve belirsizlik içerir. Yeterli ayrıntıya sahip bir FEM modeli, bu belirsizliklerin istatistiksel olarak yönetilmesini ve model güncelleme sürecinde hatalı lokal minimumlara sapılmasını engeller. Bu sayede, hasar tespiti yalnızca teorik olarak değil, saha koşullarında da uygulanabilir hale gelir.


Leeboard tarafından benimsenen yaklaşım, kapsamlı FEM modellerini sensör verileri ve veri tabanlı analiz yöntemleriyle birlikte ele alan bütüncül bir çerçeve sunar. Bu çerçevede FEM modeli, tek başına nihai sonuç üretmekten ziyade, ölçülen verilerin fiziksel bağlamını tanımlayan bir referans yapı görevi görür. Sensörlerden elde edilen ivme, yer değiştirme ve frekans bilgileri; FEM modeli üzerinden yorumlanarak yapısal davranıştaki değişimler daha anlamlı ve izlenebilir hale getirilir.


Sonuç olarak, yapısal hasar tespiti ve performans değerlendirmesinde kapsamlı bir FEM modeli, yalnızca akademik bir tercih değil; güvenilir ve sürdürülebilir bir izleme sisteminin temel bileşenidir. Detaylı bir sonlu elemanlar modeli, vekil modelleme ve veri temelli optimizasyon teknikleriyle birlikte kullanıldığında, hem hesaplama verimliliği sağlanmakta hem de gerçek yapı davranışına yüksek doğrulukla yaklaşılmaktadır. Bu yaklaşım, çağdaş yapı sağlığı izleme sistemlerinin bilimsel ve mühendislik temelli gelişimi açısından vazgeçilmez bir altyapı sunmaktadır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page